Gök İle Yer Arasındaki Esrarengiz Köprü: Eski Türklerde Kam Ayinleri ve Transın Mitolojik Boyutu

​Modern kitle iletişim araçları, sinema ve dijital oyun sektörü; geçmiş dönemlerin mistik ve batıni ritüellerini günümüz kültür endüstrisinin birer tüketim nesnesi haline getirmiştir. Bu bağlamda çağdaş anlatıların fantastik ögeleri incelendiğinde, ezoterik kabul edilen unsurlar arasında Türk kültür tarihinin kendine has dinî-mistik yapısının ön plana çıktığı görülmektedir. Ancak popüler kültürün bu genellemeci yaklaşımına tezat oluşturacak biçimde akademik yazın, söz konusu pratikleri Batı merkezli ve kapsayıcı bir terim olan "Şamanizm" yerine, doğrudan kavramın özgün karşılığı olan "Kamlık müessesesi" ekseninde ele almaktadır (Bayat, 2006, s. 21). Batı oryantalizminin etkisiyle homojen ve bağımsız bir din kategorisi gibi sınıflandırılmaya çalışılan Kamlık; esasen İslamiyet öncesi Türk kozmolojisinin merkezindeki Gök Tengri inanç sisteminin pratik, esrik (trans) ve ritüelistikuygulamalarının bütüncül bir yansımasıdır (Acar, 2015, s. 5).

​Eski Türk toplumsal yapısında hekimlik, kehanet ve sanatsal pratikleri bünyesinde barındıran senkretik bir figürün, literatürde "Kam" kavramıyla somutlaştırıldığı görülmektedir (İnan, 1972, s. 74). Sıradan bir bireyin algı sınırlarının ötesinde bir evren tasavvuruna sahip olan kamlar; kozmik katmanlar (gök, yeryüzü ve yeraltı) arasında dikey geçişkenlik sağlayan astral seyahat yetisine sahip, ontolojik tehditleri bertaraf ederek toplumsal dengenin korunmasında merkezî rol oynayan aktörlerdir (Roux, 2011, s. 112). Bu doğrultuda mevcut çalışma; İslamiyet öncesi Türk toplumlarındaki Kamlık kuramını özgün bir perspektifle ele almayı, bu pratiklerin ardında yatan psikolojik ve mitsel arka planı çözümlemeyi ve özellikle genç neslin ilgisini çeken asimetrik evren tasarımlarını disiplinlerarası bilimsel veriler ışığında yapısal bir analize tabi tutmayı amaçlamaktadır.

Evrenin Üç Katmanı ve Kamın Kozmik Yolculuğu

​İslamiyet öncesi Türk inanç sistemlerinde kozmos, statik bir mekânsal düzlem olmaktan ziyade, dinamik ve dikey bir hiyerarşi üzerine inşa edilmiştir. Bu evren modeli; üst dünya (gök), orta dünya (yer-su) ve alt dünya (yeraltı) olmak üzere üç temel katmandan oluşmaktadır (Eliade, 2014, s. 95). Beşerî hayatın ve toplumsal düzenin sürdürüldüğü orta dünya kozmik dengenin merkezini oluştururken; yaratıcı gücün, mutlak iyiliğin ve tanrısal iradenin sembolü olan Bay Ülgen üst dünyaya hükmetmektedir. Buna karşın alt dünya, kaosatmosferinin hâkim olduğu, karanlık ve cezalandırma merkezi olarak kabul edilen Erlik Han’ın egemenlik alanıdır (Roux, 2011, s. 145). Bu katı hiyerarşik yapıda, kozmik alemlerarasında astral veya aksiyel (eksenel) düzeyde kontrolsüz geçişler kesin bir biçimde sınırlandırılmıştır. Nitekim bu sınırların ihlal edilmesi, evrensel dengenin bozulmasına ve kozmik bir kaosa yol açacağı gerekçesiyle ontolojik olarak kabul edilemez bir durum şeklinde konumlandırılmıştır.

​Bu kozmik dengeler arasında sınıları aşabilen yegane ruhani vasıflara sahip olan kişiler hiç şüphesiz kamlar yani şamanlardır. Şamanlar evren eksen düzleminde dünya ağacı olarak tasvif edilen  Ak Kayın’ı bir araç trans dönüşüm aracı olarak kullanan ve gökler-yeraltı dünyasına yatay yada dikey olarak seyahat edebilen önemli ruhani otoritelerdir(Radloff, 1994, s. 122).

Türkistan coğrafyasındaki en kadim metamorfozların başında, literatürde "kuş donuna girme" şeklinde kavramsallaştırılan morfolojik değişim motifi gelmektedir. Hayvanın kutsiyetini ve kozmik işlevini ön plana çıkaran kuş formu, trans esnasındaki astral seyahatlerde sıklıkla başvurulan bir dönüşüm kalıbıdır. Bu fenomende, doğası gereği yalnızca kamlar merkezî bir rol oynamaktadır; nitekim evrensel katmanlar arası seyahat yetisinin münhasıran kamlara özgü bir yetkinlik olduğu yukarıda da zikredilmiştir. Söz konusu animistik seyahat, ruhun fiziki bedenden bağımsızlaşarak turna veya kartal gibi totemik arketiplere bürünmesini ifade eder. Kozmik alemler arasındaki dikey ve yatay geçişleri ihtiva eden ve Türk kültür havzasına özgü olan bu metamorfoz, neredeyse tüm mitsel anlatıların kurucu ögesi haline gelmiştir (Potapov, 1991, s. 67). Dolayısıyla bu esrik yolculuk, yalnızca bireysel bir deneyim değil; toplumsal krizlerin çözümü, kolektif hafızanın korunması ve bozulan ontolojik dengenin yeniden tesisi adına icra edilen psiko-mitolojik bir operasyon niteliğindedir.

Ritüelin Anatomisi: Davul, Maske ve "Kamlamak"

​Kozmik sınırların muhafızı olan kamlar, özellikle Türkistan coğrafyasında tezahür eden, alemler arası geçişkenliğin kontrolünü elinde bulunduran ve metafizik düzeydeki astralseyahatleri gerçekleştiren yegane ruhani otoritelerdir. Bu bağlamda kamların asli işlevi; gerçekleştirdikleri trans yolculukları vasıtasıyla alt dünyadan kaynaklanabilecek ontolojik tehditleri ve kötücül enerjileri bertaraf etmek, böylece makrokozmosun bozulan dengesini yeniden tesis etmektir. Türk mitsel evreninde derin bir inanç sistematiğinin ve kozmik müdahalenin sembolü olan bu ritüelistik esrime sürecine literatürde "kamlamak" adı verilmektedir (İnan, 1972, s. 82). Kamlama esnasında aktif bir biçimde işlevselleştirilenkutsal materyaller (davul, asa, manyak vb.), yalnızca estetik ya da pratik işlevlere sahip nesneler değildir; aksine, kamın ruhani gücünü artıran, onu metafizik saldırılara karşı koruyan birer zırh niteliğindeki meta-uzantılardır.

 Kamlama pratiklerinin epistemolojik ve morfolojik açıdan en kritik bileşenleri şu şekilde kategorize edilmektedir:

Kam Davulu (Tüngür / Çalğı): Davul, sadece bir vurmalı enstürüman yanısıra, Kamın sekrkendinden geçiş yolculuğu sırasında katmanlar arası astral seyahat imkanı sunan sembolik bir hayvansal binek (at, geyik veya kuş) olarak kabul edilmiştir (Hoppál, 2010, s. 212). Davulun kasnağı ve üzerine gerdirilen deri, kozmik bir küçük bir dünya haritası muhteviyatındadır. Bu gerdirilen derilerin üzerine işlenen resim ve görsel semboller ise burçları, kutsal hayvanları, Dünya Ağacı'nı (Ak Kayın) ve evrenin dikey katmanlarını içeren eden bir semboller bütünüdür.

Manyak (Kam Kıyafeti / Kuşak): Söz konusu ritüel kıyafetleri; üzerlerine metal işlemelerin ve ses çıkaran tınılı uzantıların yerleştirildiği, yılan formundaki şeritler ve kemik yapılarla tezyin edilmiştir. Bunların yanı sıra, koruyucu zırh işlevi gören bu giysiler, ruhani muhafazayı sağladığına inanılan demir plakları ihtiva etmektedir. Özellikle Türkistan coğrafyasında demir elementi, mitsel ve kültürel açıdan yüksek bir öneme ve ontolojik bir değere sahiptir. Kamlar, alt dünyaya gerçekleştirdikleri riskli geçişler esnasında hem ruhsal hem de bedensel bütünlüklerini muhafaza edebilmek adına bu koruyucu zırhların kullanımına azami derecede ihtimam göstermişlerdir. Bu sayede, ritüel esnasında bir yandan kötücül ruhlar ortamdan uzaklaştırılırken, diğer yandan kamın metafiziksel güvenliği garanti altına alınmaktadır (Eliade, 2014, s. 165).

Tablo 2: Kamlık Ritüellerindeki Maddi Kült Unsurlarının Fonksiyonel Analizi

Kamlama esnasında icra edilen ritmik davul vuruşları ve metal çıngırak sesleri, kamın zihinsel algı ve biliş düzeyinde köklü değişimlere yol açarak onu derin bir trans sekr haline ulaştırmaktadır. Fiziksel sınır çizgilerinin zorlandığı bu sekr evresinde kamlar, mevcut sosyal kimliklerinden sıyrılmakta; göksel aleme geçişi sağlayarak tanrısal boyutla iletişimi gerçekleştirebilen efsanevi bir statü kazanmaktadır (Dilek, 2021, s. 43). Söz konusu ritüelistiksürecin, kriz ve kaos dönemlerinde toplumsal düzlemde kolektif bir psikolojik seans işlevi görmesi ise bu olgunun sosyo-kültürel önemini ve işlevselliğini daha da artırmaktadır. 

SONUÇ

​İslamiyet öncesi Türk evreninde ve kitlesel dinamikleri kökünde ele alınan Kamlıkmevhumu, modern kültür sistemi ya da çağdaş anlatıların genel geçer kurgularında tasvir edildiği şekilde sadece egzotik bir inanç sisteminden ibaret değildir. Tespit edilen olgu bilimsel ve biçim bilimsel doneler; Kamlığın, eski Türk kavimlerinde ortak kriz zamanlarındadevreye sokulan, toplumsal travmaları yapısal olarak dengede tutan çok giriftli bir sosyo-psikolojik mekanizma vazifesi gördüğünü kanıtlar niteliktedir. Bu Çerçevede kamlar; ikili alemde soyut ve şer güçlerle mücadele eden tek boyutlu mitsel kahraman arketipinin ötesinde; yaşadığı coğrafyanın şifacılık pratiklerinde işlevselleştiren bir etnobotanik uzmanı, toplumsal belleği sözlü gelenekler kanalıyla kuşaklara aktarım sağlayan bir kültür taşıyıcısı ve küçük-büyük evren arasındaki dengeyi koruyan kadim bir ruhani figürdür.

​Bu kapsam dâhilinde Kamlık mevhumunun çağdaş bilim akademilerinde ve yeni nesil araştırmacı gruplara sunduğu en özgün katkı, insan ve doğa denkleminde tevdi edilensimbiyotik ilişki biçimini somut bir zemine oturtmaktır. Kamlık evrenin yani dünyanınmerkezinde yer alan Yer-Su kültü; antropojenik çevre kirliliği ve küresel iklim krizleriyle tarumar olan modern dünyaya, tabiatın tahrip edilemez kutsal bir bütün olduğunu tarihsel bir titizlikle hatırlatmaktadır. Kamın doğayla kurmuş olduğu bu bütüncül bağlar; günümüz çevre etiği, kültürel antropoloji ve ekolojik felsefe bilim dallarına zengin bir veri kaynağısağlamaktadır. Bundan dolayı genç kuşakların Türk mitsel değerlerine ve Kamlık müesesineyönelik ilgisi, yüzeysel bir mistik merakın ötesine geçmiş ve etnobotanik, nöro-psikoloji, din sosyolojisi ve karşılaştırmalı mitoloji gibi mültidisipliner olarak oluşturulması muhtemelbilimsel çalışmalar için kült bir motive vazifesi üstlenmektedir.

Köksel bağları derin Türk coğrafyasının zorlu şartlarında, ritmin düşün-bilişsel gücü ve evrensel sembollerle inşa edilen bu mükemmel sistem, genç araştırmacıları arşiv belgeleri ile görgül verilerin birleşimdeki bilimsel sırları çözümlemeye sevk ve teşvik etmektedir. NitekimKamlık, geçmişin karanlığında kalmış eski bir kalıntı olmaktan ziyade; gerçekçi metodlar ileele alındığında insanlığın ortak zihinsel evrimini ortaya çıkaran, geleceğin bilimsel sunuşlarına yön verme kapasitesine sahip dinamik bir akademik miras alanıdır.

Dr. Recep Çelik

Araştırmacı • Tarihçi • Yazar

KAYNAKÇA 

Acar, K. (2015). Türk kültür çevresinde şamanizm ve şamanlık meselesi. Acarindex Sosyal Bilimler Dergisi, (4), 1-15.

Bayat, F. (2006). Türk şamanizminde şaman-kam ve hayatı. Ötüken Neşriyat.

İnan, A. (1972). Tarihte ve bugün şamanizm: Materyaller ve araştırmalar (2. Baskı). Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Roux, J.-P. (2011). Eski Türk mitolojisi (M. Yaşar, Çev.). Kabalcı Yayınevi.

Eliade, M. (2014). Şamanizm: Arkhaik esrime teknikleri (İ. Sencer, Çev.). İmge Kitabevi.

Potapov, L. P. (1991). Altay şamanizmi (H. B. Alptekin, Çev.). Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

Radloff, W. (1994). Sibirya'dan: Seçmeler (A. Temir, Çev.). Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.

Roux, J.-P. (2011). Eski Türk mitolojisi (M. Yaşar, Çev.). Kabalcı Yayınevi.

Dilek, İ.(2021). Türk mitoloji sözlüğü. Türk Dil Kurumu Yayınları.

Eliade, M. (2014). Şamanizm: Arkhaik esrime teknikleri (İ. Sencer, Çev.). İmge Kitabevi.

Hoppal, M. (2010). Avrasya'da şamanlar (B. Bayram & H. Ş. C. Çapraz, Çev.). Yapı Kredi Yayınları.

İnan, A. (1972). Tarihte ve bugün şamanizm: Materyaller ve araştırmalar (2. Baskı). Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Next
Next

Pre-Exist Dünyayı Yeniden Haritalaştırmak: Akışkan Tarih, Bilgi Kartelleri ve Yeni Medeniyet Havzaları